default

SONSUZ ŞİİR

Sana ne yazacağım bu gece
Karar vermedim
Ey sonsuz şiir
Ey bitmeyen şiir
Başlayabilseydim şöyle kenarından, usulca
Zor olmayacaktı bu kadar anlatmak uzun uzadıya
Sonra
Belki düşünmeyecektim virgülü  nereye koyacağımı
Ya da nerede bitirip nerede başlayacağımı
Ey başlayamadığım için bitmeyen şiir
Şiire şiir yazacağım, şair değilim ben, şiir yazacağım sadece şiir

Erdoğan KARA, 3 Eylül’99

Geç mi kaldım acaba?
Yoksa çok mu erken?
Geç?
Erken?
Bir insan bir insanın gönlünde yaşamazsa başka nerede yaşar ki?
Evet soruyorum tabii:
Sen nerdesin?
Sen, bir firar projesinin Şiir Atı
Sen, bir güzden arta kalan yürek yangını
Sen ey son suzluk!
Sen nerdesin?

Mehmet DEMİRHAN, 25 Mayıs’06

erkenden uyanmak ve akşamı terk etmek için
çok geç
çok geç artık çocuklar büyümüyor
kuşlar
o sonsuz bahçelerde o sonsuz kanatlarıyla
ne yapsak geçmiyor kabuğa kesmiş yara
ne yapsak bitmiyor içimizin o ıssız, o derin…
söyle bana!
söylersen kendini ben şimdi şaşırırım
kuşlar
o sonsuz bahçelerden uçuverir bu ifşayla elbirlik
elbirlik: güzel türkçemizin güzel kelimesi
ve kafa karışıklığı, asit yağmuru, uzak ülkelerin işgali
sonsuz şiir. sonsuz şiir. sonsuz şiir.
sen bir truva atı olsan, ben bir rûzigâr

İsmail KILIÇARSLAN, 6 Haziran’06

Rüzgar yazdı bunları ben değil
Harfleri de biliyor, ünlemi de
Bir esti mi fırtına, kar, boran yazıyor
Bazen yeni doğan bebeği anlatıyor
İşte şimdi böyle geldi geçti
Nereye gitti? Kime gitti? Ne zaman gelecek?
Rüzgar mı bana esiyor yoksa ben mi rüzgara?

Oğuz SİVRİ, 10 Haziran 2006

Yüzüne açıkça söyleyemediğim
sözlerden
kaçıramıyorum dilimi
içime akıyor zehir
Bu yüzden üstüme
üstüme geliyor kelimeler
ki müebbede mahkumlar
ölü şair masasında
Bir tükenmez kaleme aldım
o fikir ki semavi
o duygular ise ulvi
o dilekler dualar
ve niyetler
sonsuz şiirdedir artık
Nüanslar dokundukça
ta mektuptan uzanıp yalnızlığıma
canımı yakar sabaha karşı
göz yaşımı tutamam satır aralarında
Yüzünü görürsem
ne mutlu gençliğime
ne mutlu yetişkinliğime
ve yaşlılığıma görebilirsem..
Ne mutlu yaşadım ben
Ne mutlu öldüm herkes gibi
Sormasanız da söyleyeyim ben
Sonsuz hayata doğrudur yönü  zamanın
ve umut koluna girip bu ebedi sesin
geçerek ölüm kapısından
bulur anlamını bir bir yaşadıklarımın
Sıyrıl ey akıl karanlıklardan
bir gücün varsa bir yön
bul delikanlıca
bir fikri sev yürek dolusu
Bir elim kadın bedeninde
para kasasında olsa bir elim de
koşarak gel
soluk soluğa kalbim
yolları tozutarak dağları
ve bütün arzı geç
Yalnızlıktan çıkınca
varırsın yanına canhıraş
Yüzünü görürsün artık

Mustafa YÜREKLİ, 20 Temmuz 2006

Görmek bir yana, hayal kurmayı  bile özlüyor insan
Hayalini özlemişim
Yüzünü görmek istiyorum sakındığım sen
Teninin kokusuna hasret bu beden
Savrulduk mu uzaklara ? Yoksa yan yana mıyız hala…
Bunu biz bile bilmiyoruz. El ele tutuşmasak da, göz göze bakamasak da ille kavuşmak mıdır sevda ? Kavuşabilir miyiz sence
Bu şiir gibi sonsuz mu olur sevda, ya da yaşam bu şiir gibi, sonsuzluk olsaydı ?

?, 8 Ağustos 2006

Gözlerini kapa
Tam karşıdadır
Karanlıkta
Cesur esmerliği yüzümün
Hayal kursan da fark etmez
Gözlerime baksan da
Hasret iki  uçludur
Öteki uçtayım ben sürekli
Sessiz gizli sevdayı
Görme eyleminde mi tartıyorsun
Gören ile görüleni bir tutan terazide
Ateş mi ölçü birimlerin de
Kağıta yüzümü çizmek mi tek derdin
Ten ölür gözönünde tutsan da
Tutmasan da al canımı helal olsun sana
Ayrılık olmasın yeter ki
Sakın beni gözünden bile
Sesinle sar şarkılarla üşütme
Sar sarmala erit yiteyim yüreğinde
Sakla izlerimi süpür bilinç altına anıları da
Teninin kokusuna mı hasret denir
Canın sıcaklığına mı
Kalbin titrerse fark ederim hemen
Nefesini tutsan da tutmasan da
Şehvet bahar taşkınıdır
Gençliğin hayal yatağından
Ulaşır boz
Bulanık çağrısı bedenin
Kitabı dişlerinle parçala
Savrulsun elinden karanlık sayfalar
Dağılsın peşim sıra
Uzaklara saçılsın kelimeler
Ayrılık meydanı değil mi
Karanlık koca bir yalnızlık
Bu kara sevdada
Müebbede mi mahkum olur iki can
Kavuşabilir mi sence
Bu iki uçurumdan tabutla
Mezara akan iki yarım gençlik
Parlak ten rengi zamanın
Yan yana iki göz müyüz yoksa
Aynı yüzünde hayatın
Işıkları sönmüş
İki yıldız kararmış korkudan
Bir dizede ateşli kelimeler miyiz hala…
Okunaksız alın yazısında
Neden parmaklardan bağlıyız böyle pamuk ipliğiyle de olsa
Bir çift söz müyüz ufka asılı
Sevdayı biz bile bilmiyoruz şikayet ediyoruz
Yer gök inliyor feryat figandan
Ne önemi var sürgünün ayrılığın
Kalpler buluştuktan sonra
El ele tutuşabilir
Heyecanlı kelimelerimiz aldırmadan eleştirilere
Tutuşmayabilir de utanarak örtündüğü  karanlıktan
Üstündeki kirli anlamlardan
Göz göze bakabilir de iki ayrı  kafeste
Bakmayabilir de iki yaralı kuş
Buluşamamak değil midir sevda
Soğumuş küllerinde arzunun

Mustafa YÜREKLİ, 7 Kasım 2006

Sevda olunca acısı da güzel oluyor, arzusu da
Yaşamayacağın şeyi hissetmek oluyor
Kafesteyiz, külleri bile kalmıyor ateşin kuvvetinden
Gözlerimi kapadım karşımdasın
Yaşananları attım bilinç altıma sakladım
Sende hasret kalacaksın
Hasret çözemediğin soru
En güzel sevda
Nefes alıyorum yaşamak için
Nefes alıyorum sevmek için
Her nefeste sevdiğim diyor bu kalp
Saklayıp içine çekiyor
Kelimeler anlamsız kalıyor
Attım kara sayfaları karanlığa
Sevdan uzak olsa da sevdan aydınlık geliyor bana
Seni sevdim ben
Sen olmasan da yalnız hissetmedim ben
Acı çektim ama bu kalbin benim olduğumu bildim ben
Karşı karşıyayız
bakıyoruz hep aslında
Görüyoruz, biliyoruz, yaşıyoruz sevdamızı
Sen aynaya bakınca seni görüyorsun ya
İşte o benim bunu da biliyorsun sen
Bizi kavuşturamayan nedenler, uzaklara  itti
Kavuşuyoruz aslıda biz
İki kefen iki emanet tabut
Son an yaşayacağız eşitliği,

?, 11 Mart 2007

Artık beni, sonsuzluğun ardındaki ulaşılmazlıkta ara.
Ben, görme şansının olmayacağı yerdeyim.
Beni, henüz olmayan bir evrenin girişinde bekle
Ve anla yitirdiğin aşkın uçuşunu.
Bedelsiz bir sevgiyi tepmenin ağır bedelini.
Bulutlardan ağlama, iste kendin için
Geçmişte kalan mutlu günleri an
Ve bir daha geri iste o günleri
Gelmeyeceğini bile bile…
Susadıkça geçmişe,
Yüreğindeki pişmanlık pınarından iç,
Uykusuz gecelerine yeni karanlıklar ekle.
Gülmeyi unutmak varmış, sevinmeyi anamamak…
Acıyı yutkunmak varmış, sevgiliyi anlamamak…
Sen kendine yetmeyeceksin, biliyorum.
Ben olmadıkça sen hep var olacaksın
Ve var olduğun yerde ben olmayacağım.
Yok olmayı istemek varmış, hayatı aşmak.
Canı salıvermek varmış, zamanı  taşmak…
Susmak varmış, sessizce bir serzeniş
Ve haykırmak varmış, sonsuza bir sesleniş

Z. Abidin TOPRAK, 4 Haziran 2007

Sesleniş mi haykırırcasına yok sa susmak mı beklediğin
Ya da sesimin titremesi mi?
Anlatmak istediğin şey ne ?
Tamam
Kapadım gözlerimi
Bekliyorum ağzından çıkacak her cümleyi heyecanlı
Sustun bende bozmadım büyüsünü  sessizliğin
Dinledim dalgaların sesini
Hırçınca nasıl da vuruyor kayalara
Sanki bir intikam, bir öç alırcasına parçalamak istiyor
Devam ettim dinlemeye dalgaları
Öyle gelmedi bu sefer
Acelesi varmış gibiydi
Çabucak kavuşmak, sarılmak ister gibiydi …
Unuttuğu bir şey vardı
Kavuşacağım diye hiç düşünmüyordu kayalara açtığı yaraları
Birden irkildim
Biz de öyle yapmadık mı?
Kavuşacağız diye üzmedik mi, parçalamadık mı birbirimizi
Artık merak etmiyorum söyleyeceğin sözleri
Kurmaya çalıştığın cümleleri
Merak da etmiyorum buraya neden geldiğimizi
Neden sustuğunu da anladım artık
Ve hiç konuşmadan yaşadıklarımızı
Nasıl da anlattın bu sessizlikte
İlk defa kızıyorum hayata, yalnızlığa, sensizliğe
Yazıyorum sevdamı kâğıtlara
Bakma ıslak olduğuna
Senin için değil bu yaş
Değmezmişsin sen gözyaşlarıma ve katlandığım acılara ya
Ama olmuyor ne yapsam da seni istiyor bu ten
Sensiz bir yolculuğa çıktım  şimdi ben
Son yolculuk, son sensizlik, son acı
Dönüşü yok, bıraktım kendimi sonsuzluğa
Elimde bir kutu, senden hatıra bu sonsuzlukta

Serap GÜNDOĞDU, 15 Mart 2008

Bir okyanusa atılsa bu kutu,
içinde,
yaşanmış gözyaşları,
ve kahkahalar.
Onu bağrına basan koskoca bir mavi dünya
Hiçbir şey sormadan, karşılık beklemeden
uçsuz sandığı, battıkça dibe inen değil
gittikçe uzağa getiren…
Bulunmamak umududur, kesinliği bir rüya.
Ne yapsın ki başka sığınağı, ruhu teslim okyanuslarda
Garip bir heyecan doludur,
Çözemediği bir çelişki.
Kendiyle savaşır yine, kendine sürgündür tekrar.
Saati mutluluğu beş geçiyor, gün mavi gece mavi
Günler geçer aylar geçer,
Sonsuz bir mutluluğun sevinci
derken,
Uçsuz yolların nihayeti vurur yüzüne
uykudan uyandıran : bir tokat
Bu kutu hayal kırıklığı yasamaya yüz tutmuş
okyanusu vazgeçmiştir ondan, denizine vermiş
Deniz dalgadan dalgaya atmış
dalgalar kıyıya teslim etmiş
Ne yapsın, onu okyanusa savuran zalimler,
bi yüreklik yerini esirgeyen deniz,
ve denizin emrine boyun eğmiş dalgalar,
İçerdiği sevgiyi , bir okyanus bile taşıyamadıysa…

Ayşe AKDOĞAN, 2 Nisan 2008

sen icimde yıllarca uyanmayı bekleyen cocuk ;
gözlerime umudu eken ,
dağa tepeye okyanusa denize benzemez aşkın
rengin değişir boyun değişir anlamı değişir aşkın
seninle ben yürek yüreğe gelince…
göğsünde yani tüm güzel uykular
en güzel rüyalar ,
gözlerin gibidir yüreğimdeki aşk
bazen yeşil bazen değişir…

Cimcime, 5 Ekim 2009

© bütün hakları saklıdır [all rights reserved]
CyberChimps